KADIRGA

Mayıs 26, 2007 at 12:20 pm | In Hayatın İçinden | Leave a Comment

KADIRGA 

TV’min Türksat kanalları güncellemeler nedeniyle karmakarışık olmuştu. Receiver’den Türksat uydusunu sildim ve yeniden kurarak güncelleme emri verdim.

Bittiğinde, kanalları sıralarken bir kanal ismine takıldım.

KADIRGA TV…

Önce sıralamayı bitirdim ve 8.ci sıraya da Kadırga TV yi yerleştirdim. Bittiğinde ise ilk işim bu kanalı açmak oldu ve görüntüleri gördükçe  hayretlere garkoldum…

Hey Yarabbim!…

Gençler ÇELİK oynuyordu açtığımda ve kaybedeni mutad olduğu üzere oyun icabı açılan çukura dizlerine kadar gömmeye çalışıyorlardı. Hemen arkasından kadınların mısır tarlasını biçmeleri ve koçanların kemençe eşliğinde İMECE ile soyulmalarının görüntüleri geldi ekrana ve duygularım son raddesine gelerek gözlerimden yaşlar süzüldü…Birkaç dakika izleyemedim ve ancak başlıklarla süslenmiş ineklerin yayla yolunda oldukları bölümde ekrana bakabildim…

Neden mi duygulanmıştım dersiniz?!..

 Çocukluğum gelmişti aklıma ve sanki o görüntülerin bir köşesinde de OĞUZLU, ya ÜTÜK’teki arkadaşlarıyla ÇELİK oynuyordu ya da akşamın karanlığında MECİ ye katılmış mısır koçanı ayıklıyordu; anlayacağınız 40 yıl gerilere gitmiştim.

Yaylaya göç yaklaşıyor dostlar…Yayla denilince de sadece iki isim bilirim:

KADIRGA YAYLASI ve SİSDAĞI…

 Benim yaylalarımdır onlar…SİSDAĞI yaylasındaki Anbarlı Obası’ndaki rahmetli dedemin yaptığı ev halen durur. Orada oldukça ve yazın fırsat buldukça gezmeye giderim…Kartalkaya’ya çıkar, dağın eteklerindeki sisleri izler, yavaş yavaş göğe doğru yükselişini seyrederim.

OTÇU zamanı, kemençe eşliğinde ve konvoy halinde KADIRGA’ya  yaya olarak iki günlük yolculuğu yapmanın keyfine de varmışımdır eskilerde…

 Biraz sabredin aaa dostlar…Hele bir OTÇU zamanı yaklaşsın!…OTÇU ŞENLİĞİ’ni güzelce tasvir etmeye çalışacağım Allah(CC)’ın izniyle… 

DOĞU KARADENİZDE BAHAR

Nisan 19, 2007 at 9:38 am | In Hayatın İçinden | 1 Comment

DOĞU KARADENİZ’DE BAHAR MEVSİMİ 

Nisan bitiyor!… 

 Bu ay, Doğu Karadeniz’in sakinleri için kıştan uyanma ayıdır. Yağan Nisan Yağmurlarıyla birlikte özellikle köylerde genci yaşlısı, kadını erkeği tarlalara girerek çalışmaya başlarlar. Öncelikle mısır ekimi için tarlalarını hazır hale getirmeye çalışan köylüler, tarlalarının sürümünü bu ay içinde bitirmeyi plânlarlar genellikle.

 Arazinin engebeli oluşu, Traktör kullanımını imkânsız hale getirmektedir, ayrıca ekilecek tarlaların aileler içinde parçalanması nedeniyle birkaç dönümlük tarlaların sürülmesi, halen BELismiyle bilinen ilkel tarım aletiyle yapılmakta; bilâhare kazma ile tarlalar düzeltilmekte ve ekime hazır hale getirilmektedir. Eskilerde imece usulü yapılan bu işi, maalesef günümüzde aile bireyleri elbirliğiyle yapmaktadırlar. 

Tarlaların sürülmesi ve ekime hazır hale getirilme işleri bittikten hemen sonra çay bahçelerine dalınıp; budama  ve gübreleme işlemlerini takiben, tekrar sürülen tarlalara girilerek hayvan gübresi serpilmesi ve tohum ekme işi yapılır.  

Bu kadarla bitmemektedir işler… Aradaki günlerde; ilk çay kampanyası başlamadan önce fındık bahçelerinde gereksiz sürgünlerin temizliği ve ocak diplerine hayvan gübresi serpilerek yaşlı ağaçların kesilmesi ve taşıma işi yapılır, varsa Kivi fidanlarının bakımı ve gübrelenmesi de halledilir. Bu işler bittiği zaman çay kampanyası başlamıştır zaten… 

 Bütün bunlar bittikten sonra azıcık nefes almaya fırsat bulabilen köylüleri artık başka bir şey beklemektedir. Yaylaya çıkmak… Hayvanlarını yemyeşil ve bol yayla çimenlerinde otlatıp, temiz dağ havası almak. 

Bu arada bahar da bitmiştir artık   

Velhasıl, Doğu Karadeniz köylülerinin işi zordur…   Hem de çok zor.

« Önceki Sayfa

WordPress.com'dan blog alın. | Theme: Pool by Borja Fernandez.
Entries and comments feeds.