OTOMOBİL UÇAR GİDER

          Günümüzde taşıt araçları olmadan yaşamak neredeyse imkânsızdır. Benim yaşıma gelmiş olanların ilk tanıştığı taşıt araçları, çocukluğunda yaşadığı yere bağlı olarak ya kamyondur, ya jeeptir ya da Wolksvagen kaplumbağa modeli ile devasa Amerikan otomobilleridir.

 

Çocukluğumun ilk evresinin geçtiği, halen yaşadığım köyümde sahil kuşbakışı 4 km, yol olarak 12 km olduğu halde 1965 e kadar araba  yolu yoktu. Ya ilçeye 6 km mesafede olan Akkese köyüne kadar yürüyerek gidip orda eğer rastlanırsa bir pikap veya kamyonun kasasına asılarak giderdik ya da Eynesil’in Ören Köyünün, yolunun ulaştığı Dükkanyanı’na kadar yürüyüp, bulunursa benzer bir araçla Eynesil’e inip oradan yeni yapılmış olan ama asfalt değil de stabilize sahil yolundan geçen bir araçla Beşikdüzü’ne gidilebiliniyordu.

 

Köyde bulunan atölyelerde yapılan basküller, parça parça atölye sahibinin ailesi tarafından sırtlanarak, yapılan av tüfekleri de ikişer ikişer çırakların omuzlarına atılıp ayni şekilde tüccara teslim edilerek ihtiyaçların temin edilmesi için Beşikdüzü’ne indiriliyordu. Atı veya katırı olanlar bugünkü nakliyecilerin yaptığı işi yapıyorlar ve baskül ile tüfekleri de taşıyorlardı yerine göre.

 

İlkokul 5.ci sınıfa başladığımda babam mesleğini yapmak üzere dükkan ayarlayıp Ankara’ya göçünce gördüğüm araçlar hemen hemen ayniydi. Şehirde kamyon ve otobüslere ilaveten ya dolmuş olarak kullanılan minibüsler ya da hemen hepsi damalı olarak taksi hizmeti veren Chevrolet otomobillerden başkası görünmüyordu bile 60 ların ikinci yarısı başında. Tek tük Wolksvagen kaplumbağa göze çarpıyordu.

 

Chevrolet in Belair  modelleri taksi olarak, Capitan modelleri ise Cebeci – Bahçeli veya Ulus-Çankaya arasında dolmuş olarak kullanılıyordu. Cebime biraz para girse ilk yaptığım iş Samanpazarı’ndan aşağıya Gençlik Parkına kadar yürüyüp oradan bir dolmuşa binmeye çalışmak olurdu. .Eğer şanslı isem annem veya babam ile Belair taksilere binip kısa seyahatlerin tadını da almaya bakardım.

 

Zamanla hayata atılıp, günün şartları gereği araba almak ihtiyaç olduğunda eşimin isteği ile Wolkswagen’in 1973 model kaplumbağasını alıp, araba kullanmayı da öğrenip ehliyetimi aldım 1990 da. İki yıl kullandıktan sonra satıp, her seferinde daha üst model ile yenileyerek 3 araba değiştirmiş,  97 sonunda ilk sıfır arabamı almayı başarmıştım.

 

Tam 13 yıl hizmet etti sevgili takam…215000 km boyunca beni gezdirmediği yer kalmadı Skoda’mın. Ama yaşlandı ve elden ayaktan düşmeye başladı ki yeni bir araba şart oldu işte…Peki nasıl bir araba alacaktım?…

 

Şöyle bir gezindim google amcada…Gezinirken biraz nostaljik takıldığım bir anda arama satırına Chevrolet yazınca da olan oldu!… Fotoğrafını görür görmez aşık olduğum arabayı teknik özelliklerini bile incelemeden almaya karar verdim…ve aldım da…Teknik özellikleri mi?…Teslim aldıktan sonraki  150 km boyunca defalarca stop ettirdi 20 küsur yıldır araba kullanan bendeniz…Yumuşacık pedallar, gaza dokununca fırlayan adeta bir küheylan…Alıştıkça ve teknolojik özelliklerini kavrayınca mükemmel olduğunu anlayamamak için benim gibi aptal olmak gerekiyor herhalde…

 

 

 

 

 

 

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.