KURBAN VE ÇARPIKLIKLAR
Ekim 20, 2008 at 9:21 am | In Hayatın İçinden | 1 Comment
Kurban, kelime anlamıyla “yakınlaşma” demektir. Buradan hareketle kurban kesmek; Allah(C.C.)’a yakınlaşma gayesiyle, O’nun verdiği mallardan, kurban edilmesi mümkün olan birini, yine O’nun rızası için boğazlamak demektir.
Kurban kesmek ilk insanla beraber başlamıştır. Hz.Adem’in çocukları Allah için kurban kesmişlerdi ama birisinin niyeti halis olmadığı için onun kurbanı kabul edilmemiş, diğerinin ise kabul edildiği için bunu kıskanan kardeşi diğerini öldürmüştü. Maide -27 de Kuran-ı Kerim bunu nakleder.Buradan hareketle kurbanda asıl olanın Allah rızası için kesme olduğu anlaşılır.
Son zamanlarda dikkat ediyorum ve gözlemliyorum yaşadığım yerdeki gelenek ve görenekleri. İnsanlarının son yıllardaki tutumları ile çocukluğum zamanındaki gerçekleri kıyaslama imkânı da bulabiliyorum bu şekilde. Ve teessüf ederek belirteyim ki gidişattan hiç ama hiç memnun olduğumu söyleyemeyeceğim. Nasıl mı?…
Öteden beri dini hususlarda hurafelere karşı yersiz hayranlık olagelmektedir malumunuz. İnsanlar, işlerine nasıl geliyorsa öyle davranarak çoğu gerçeği ve uyulması gereken kuralları değiştirmekten kaçınmıyorlar. Meselâ; cenazeden sonra verilmesi adet olan ıskat verilmiyor. Cenazeyi takibeden hafta yapılan mevlid merasimini cenaze evinde değil genellikle Cuma günleri namazdan sonra camide düzenliyor ve yapılması gereken ikramı cemaate meyve suyu ve bisküvi ile geçiştiriyorlar. Doğrusu ise, bu çerezlere sarfedilen paranın ihtiyacı olanlara verilmesi değil midir? Cuma namazına gelen cemaat mevlid dinleyip karnını doyurmaya mı gelmiştir?
Bizzat yaşadım. Önceki yıllarda bir arkadaş iki hisse kurban keseceğini söylemiş ve “Yengemin emekli maaşı mı var?” diye sorduğumda, “Hayır, babasından kalan mal mülk var.” dediğinde bilgisizliğine yormuş, “Arkadaş, malın kurbanı olmaz, zekatı olur. Fakir Fukara Fonu veya Çocuk Esirgeme Kurumu’na makbuz karşılığı kurban bedeli kadar parayı ver, zekatınız olsun.” demiştim, ama arkadaş yine bildiğini okumuştu.
Kurbanın adabına aykırı olarak, sadece et yiyebilmek için, veya “Diğerleri kesiyor ben de keseyim…” mantığıyla; sonra vermek üzere veya temin ettiği borç parayla hisse alıp bir gramını bile dağıtmayıp dolabına kaldıranları da gördüm maalesef ve bunların çoğunlukta olduğunu da…Nerede kaldı üçte birini kesemeyenlere, üçte birini konu komşuya kalanını kendine kuralı?
Bu mudur kurban kesmek!…
1 Yorum »
Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.
Yorum yapın
WordPress.com'dan blog alın. | Theme: Pool by Borja Fernandez.
Entries and comments feeds.
Doğru söze ne hacet, yazdıklarının tümüne katılıp bir dip not da ben ekleyeyim…çevremizde kurban bayramını ticaret sektörü haline getirip, kurbanlık ineklerinin gebe oluşlarını önemsenmeden yavrularını katledilmesine izin verenler ve bilerek kesenlerde mevcut.
Hayvanın gebe oluşu kıymet değeri tespit eden kasaplar tarafından anlaşılmaması durumunda daha yetiştirici için daha büyük kazanç kapılarını açmakta ve bile bile karnındaki yavrusuyla kurban edilmektedir.
Peki, kurban edilen hayvanın, adaba-usüle uygun değil ise vacip olan kurbanın kaza edilerek tekrar kesilmesi gerektiği biliyormu halkımız…..bence bilmiyorlar, sadece et yeme, tat alma olarak görüldüğünden dini kaidelerden vazgeçilmekte.
bir diğer konu, kurban yaklaştıkça hayvanın kıymet değeri yüksek olsun diye usülüne uygun olmayarak hayvanın besiye çekilmesi veya 10-15 YTL değerindeki iğnelerle şişirilmesi hiç de yakışık almayan davranışlar.
dini kaideleri biliyoruz ama, uygularken kendimize göre yorumlamayıda çok iyi beceriyoruz nedense…
Yorum�Yorumlar yazan: HAKAN DİŞLİ — Aralık 9, 2008 #