DOĞU KARADENİZDE BAHAR
Nisan 19, 2007 at 9:38 am | In Hayatın İçinden | 1 CommentDOĞU KARADENİZ’DE BAHAR MEVSİMİ 
Nisan bitiyor!…
Bu ay, Doğu Karadeniz’in sakinleri için kıştan uyanma ayıdır. Yağan Nisan Yağmurlarıyla birlikte özellikle köylerde genci yaşlısı, kadını erkeği tarlalara girerek çalışmaya başlarlar. Öncelikle mısır ekimi için tarlalarını hazır hale getirmeye çalışan köylüler, tarlalarının sürümünü bu ay içinde bitirmeyi plânlarlar genellikle.
Arazinin engebeli oluşu, Traktör kullanımını imkânsız hale getirmektedir, ayrıca ekilecek tarlaların aileler içinde parçalanması nedeniyle birkaç dönümlük tarlaların sürülmesi, halen BELismiyle bilinen ilkel tarım aletiyle yapılmakta; bilâhare kazma ile tarlalar düzeltilmekte ve ekime hazır hale getirilmektedir. Eskilerde imece usulü yapılan bu işi, maalesef günümüzde aile bireyleri elbirliğiyle yapmaktadırlar.
Tarlaların sürülmesi ve ekime hazır hale getirilme işleri bittikten hemen sonra çay bahçelerine dalınıp; budama ve gübreleme işlemlerini takiben, tekrar sürülen tarlalara girilerek hayvan gübresi serpilmesi ve tohum ekme işi yapılır.
Bu kadarla bitmemektedir işler… Aradaki günlerde; ilk çay kampanyası başlamadan önce fındık bahçelerinde gereksiz sürgünlerin temizliği ve ocak diplerine hayvan gübresi serpilerek yaşlı ağaçların kesilmesi ve taşıma işi yapılır, varsa Kivi fidanlarının bakımı ve gübrelenmesi de halledilir. Bu işler bittiği zaman çay kampanyası başlamıştır zaten…
Bütün bunlar bittikten sonra azıcık nefes almaya fırsat bulabilen köylüleri artık başka bir şey beklemektedir. Yaylaya çıkmak… Hayvanlarını yemyeşil ve bol yayla çimenlerinde otlatıp, temiz dağ havası almak.
Bu arada bahar da bitmiştir artık…
Velhasıl, Doğu Karadeniz köylülerinin işi zordur… Hem de çok zor.
SÖYLE RAMİZ SÖYLE
Nisan 11, 2007 at 4:08 pm | In Sevdiklerim | Leave a CommentSÖYLE RAMİZ SÖYLE…
Kültürel değerlerimizden, ancak lâyık olduğu itibarı, şanı şöhreti bulamamış nev-i şahsına mahsus bir kemençecimiz vardır. İyi bir kemençe virtüözü olduğu kadar; dinleyenleri mest edip, ellerinde olmadan omuz kıvırıp yeri tepmeye iten güzel türkü(-mani)leri de bulunmaktadır.
O yanık bas-bariton sesi ile dile getirdiği türküler eşliğinde çaldığı havalar ancak “mükemmel” ifadesiyle tanımlanabilir. Denilebilir ki; o’nun çaldığı havaları diğer kemençe virtüözleri çalmakta epey zorlanırlar. Velev ki, kendisine kemençe çalmayı öğreten ustası olsun. Olsun ama, bu kemençecimizin belli bir ustası bulunmamaktadır ki!… Bilinen ustası, emmioğlu olan ve kemençeyi keyif için çalan polis Hakkı’dır. Aslında ise kemençe çalmanın temelini öğrendikten sonra kendi kendisini yetiştirip, kendisinin ustası olmuştur. Bu durum oldukça gariptir…Yazı başlığını havi bir albümü de vardır.
Ramiz ŞENGEZER’dir bu kemençecimiz.
Beşikdüzü’nün Türkelli Beldesindendir. 1962 doğumludur..Kemençe çalmaya Beşikdüzü Atatürk Lisesinde okurken, folklora heves etmesiyle başlamıştır. Önceleri arkadaş çevresinde keyif için çalarken, düğünlere çağırılmaya başlanması ile çevrede oldukça popüler duruma gelmiştir. Belde ve çevresindeki köylerde bir düğün töreni düzenlenmeye görsün, ilk akla gelen kemençeci Ramiz’dir. Hatta İstanbul ve çevresindeki hemşerilerin düzenlediği düğün töreni ve özel geceler için akla ilk gelen olduğu söylenebilir.
Son yıllarda Beşikdüzü Halk Eğitimi Merkezi’nde eğitmen olarak çalışmakta ve isteklilere kemençe dersleri vermektedir.
Kemençecilerin genellikle sıkı içici olduğu bilinir ve bu durum pek garipsenmez. Bu güzide kemençecimizin lâyık olduğu değeri bulamamasının nedeni içki düşkünlüğü olabilir mi acaba? Belki de!… Sonuçta ne olursa olsun, sevilen bir şahsiyet olarak daima gönüllerde yaşayacağı da kesindir.
WordPress.com'dan blog alın. | Theme: Pool by Borja Fernandez.
Entries and comments feeds.