PİÇOĞLU OSMAN
Mart 16, 2007 at 8:55 am | In Sevdiklerim | 1 Comment
PİÇOĞLU OSMAN
Bölgelerini ulusal anlamda temsil eden kaç üstad kalmıştır günümüzde… Ya da günümüze ulaşan ve geleceğe taşınacak olan!… Oysa, hepsi birer kültür temsilcisidirler. Bunlardan biri de Piçoğlu Osman’dır.
Giresun’un Görele ilçesi Dayılı köyündendir. Ustası Halil KODALAK(Karaman) olup, kemençe konusunda belli bir akımın öncüsüdür. Halen günümüzde onun kıvamına ulaşılmış değildir. O dönemlerden, sayılı da olsa taş plaklar ile günümüze ulaşan eserleri olmuştur. Bunun yanında, halen onu tanıyan ondan icazet alan çırakları ve sevenlerinin de naklettiği eserleri mevcuttur.
Nev-i şahsına münhasır bir insandır Piçoğlu…Sanatında çok usta olduğu kadar da düzgün bir insandır.Haksızlıklara tahammül edememiş ve bunu icrası ile hemen dile getirmiştir. Hatta 1960 ların ilk yarısında dönemin Başbakanı İsmet İNÖNÜ tarafından plakları toplatılmış ve yasaklanmıştır. Zulmün her çeşidine karşı çıkan bir emek insanı, çağının demokrat bir hak – hukuk arayıcısıdır.
Lâkabındaki Piç ifadesi, gayrimeşru çocuk anlamında değildir. Yörede “Cin fikirli, kurnaz, akıllı v.b” anlamında kullanılmaktadır. Hatta kendisi de doldurduğu taş plaklarda bu ad ile kendini lânse eder.”PİÇOĞLU OSMAN TARAFINDAN KAHYAOĞLU HAVASI” gibi…
Ustası Karaman, çırağı Piçoğlu’na bildiği her havayı öğretir ama öyle bir havası vardır ki bunu öğretmez. Nasıl ki bir pehlivan 40 oyun bilir ve 39 unu çırağına öğretip te birini kendine saklar ya…Ustasının Piçoğlu’na öğretmediği bu hava “TUZCUOĞLU HORON HAVASI”dır. Kemençe icracıları için zor, bir o kadar da muntazam ve keyif veren bir yapıdadır bu hava…
Bir gün Karaman Usta her gün geçtiği yolun üstündeki bir köprüye geldiğinde, eşraftan kişiler yolunu keserler ve ondan bu havayı çalmasını, oynamak istediklerini belirtip ricada bulunurlar. Usta isteği kırmaz ve başlar çalmaya… Köprünün üstü inim inim inlemektedir. Kemençe eşliğindeki horon ile insanlar kan ter içinde kalmıştır. Usta çalmayı kestiğinde köprünün altından elinde kemençesi ile muzip bir ifade ile ve üstelik TUZCUOĞLU HAVASI’nı çalarak Piçoğlu çıkar. Havasını hile ile çırağının çaldığını düşünen Usta çıldırır…Elini beline atıp silahını çeker ve Piçoğlu’na doğrultup “Ulen Piçoğlu…bana bunuda mı yapacaktın” deyip tetiğe basar…Ancak silah ateş almaz ve Piçoğlu kaçıp kurtulur. Bu olay nedeniyle Piçoğlu ve ustası ölüme kadar dargın kalırlar.
Aradan yıllar geçer. Piçoğlu, dalında ekol olur ama genç yaşında hastalanır. İstanbul’a giderken Zonguldak açıklarında vapurda hayata gözlerini yumar. Deniz Kanunlarına göre en yakın limanda naşının defnedilmesi gerekirken, Kaptan’ın Piçoğlu’na duyduğu saygı nedeniyle naaş İstanbul’a götürülür ve hemşerilerinin yoğun olduğu Kasımpaşa, Kulaksız – Okmeydanı Mezarlığında toprağa verilir. Kara haber Görele’ye ulaştığında Karaman Usta olduğu yere yığılır, başını ellerinin arasına alır ve ağlayarak şöyle der:
“Ulen Piçoğlu… bana bunuda mı yapacaktın?”
Piçoğlu Osman’ın günümüze ulaşan bazı eserleri şunlardır.
Eşfer
Kahyaoğlu Havası
Derenin Kenarında
RUHU ŞAD OLSUN…
WordPress.com'dan blog alın. | Theme: Pool by Borja Fernandez.
Entries and comments feeds.